TATAR NE DEMEKTİR?

“Tatar” kelimesini, M.S. 732 yılında dikilmiş Orhun Anıtları’nda görmek mümkündür. Tatar adı ise Türk Tarihinin yazılı eserlerinde ilk kez Kaşgarlı Mahmut tarafından kullanılmıştır. Kaşgarlı Mahmut kitabında: “Tatar, Türk’ten bir ildir ve Türk boylarından biridir” yazarak Tatar adından bahsetmiştir.

Bu isim, tarihte Türk ve Moğollar arasında boy adı olarak sık kullanılır. Ancak tarihi metinlerde rastlanan Tatarların aslen Türk mü yoksa Moğol mu oldukları tarihçiler arasında sürekli tartışılmaktadır.

Tatar kelimesi farklı zamanlarda farklı anlamlarda kullanılmıştır. Yüzyıllarca Ruslar, Doğu Avrupa’da yaşayan Türk ve Müslüman unsurlarını tanımlamada bu kelimeyi kullanmışlardır.

Şimdiki Rusya, dönemin Moğol İmparatorluğu’nun Cuci Ulusu ve Altınordu olarak bilinen “Batı Kanadı”nı oluşturmaktadır. Moğol İmparatorluğu’nun diğer bölgelerinde olduğu gibi burada da hükümdarlar Cengiz Han’ın neslinden geliyorlardı. Fakat rejimdeki Türk unsuru kuvvetli olması nedeniyle, 14. YY başlarında Altınordu Türk etkisine daha fazla dayanamayıp gerçekten Türk Devleti haline geldi. Büyüklüğüne rağmen Altınordu, kabile ittifakına dayanan siyasi yapıyı devam ettirdi. Neticede başlangıçtan itibaren gruplar, yeni “Ordu” veya “Koloni”ler oluşturmak üzere bölünüp ayrıldılar. Kırım Tatarları, Nogay Tatarları ve Polonya Tatarları buna örnek olarak gösterilebilir. Bu genişleme ile “Kıpçak/Tatar” unsuru modern Polonya’nın sınırlarından Pamir eteklerine, Karadeniz’den Sibirya’ya kadar uzanan geniş bir alana yayılmış oldu. Bu grupların her birinin tarihi kendine özgü bir seyir çizgisi takip etti ve bazıları zamanla yeni etnik isimler kazandılar.

Kırım Kalkınma Vakfı