“SÖZDE” VİYANA İHANETİ

 

Türkiye’de Kırım adının her anılışında hemen ardından söylenen “Viyana İhaneti” tamamıyla hatalı bir iddiadır.

Tarihte kanıtı olmayan bu olayı iddia eden tek kaynak “Silahdar Tarihi” olarak adlandırılan bir Osmanlı vakayinamesidir. Bilim adamları tarafından Osmanlı vakayinameleri önemli kaynaklar olarak nitelendirilmekle beraber, objektif olmadıkları, vakanüvisin şahsi hisleri ve buna bağlı olarak dönemin yöneticilerine yaranma, onların hoşlanmadıkları kişi ve olayları kötüleme gayeleri bilinmektedir. Vakayinameler objektif olarak değerlendirildiği ve ilmi açıdan başka kaynaklar tarafından desteklendiği takdirde dikkate alınırlar.

Günümüze kadar sadece “Silahdar Tarihi”nde rastladığımız “Viyana İhaneti” başka hiçbir tarihi belgede yer almamıştır. Fakat bilimsel kaynaklarda bulunmayan ve sadece tartışılan bir tarihi velgede yer alan olay, defalarca tekrarlanarak zihinlere yerleşmiştir.

Vakayinamenin iddia ettiği iftira, Osmanlı Devleti ile birlikte düşmana karşı her zaman ve her yerde omuz omuza çarpışan Kırım Tatarları için bir husumet olarak kullanıla gelmiştir. Bilinen tarihi gerçek, Kırım Hanı ile Osmanlı Sadrazamı’nın eşit mevki ve makama sahip olduğudur. “Kırım Hanlığı Tarihi Materyalleri”; Smirnof’un “Kırım Hanlığı” adlı eseri ve Viyana Kütüphanesi’nde bulunan “Mehmet Giray Tarihi”nde yer alan Osmanlı Sadrazamı Kara Mustafa Paşa’nın Kırım Hanı Murat Giray Han’a yaptığı saygısız davranışlar tarihi bir gerçektir. Yukarıda belirtilen belgelerde, Kırım Hanı Murat Giray Han’ın, Sadrazam’a Viyana’nın alınması için yaptığı bütün tekliflerin Sadrazam tarafından benzeri görülmemiş hakaretler ile reddedildiği açıkça yer almaktadır.

“Viyana Bozgunu”ndan sonra zamanın Osmanlı Padişahı derhal Sadrazam Kara Mustafa Paşa’nın boynunu vurdurmuştur. Bunun tam aksine Kırım Hanı Murat Giray’ı tahttan düşürme teşebbüsünü dahi düşünmeyerek, onu muhasara sırasındaki tavrından dolayı taltif etmiştir. Dönemin haber alma kaynakları en güçlü ülkesi olan Osmanlı Devleti’nin ve Padişahı’nın böylesine önemli “ihanet”ten haberdar olmayıp, “hain” Kırım Hanı yerine “masum” Sadrazamı cezalandırabileceğinin açıklanması mümkün değildir.

Kendi yurdu Kırım zor durumda iken, Yarımadayı korumasız bırakarak, Viyana önlerine kadar kardeş ve müttefik Osmanlı Devleti’ne yardıma koşan Kırımlı askerler ve onların Hanı Murat Giray’ı ne şekilde değerlendirmek gerekir? Osmanlı ile müttefik olduktan sonra 300 yıl boyunca tüm Avrupa içlerinde, Asya’da (İran), Afrika’da (Mısır) Osmanlı Devleti ve İslam fütuhatı için savaşan ve bu uğurda kanlarını döken Tatarların can bedellerinin “Viyana İhaneti” adlı iftira ile ödenmemesi gerekir. İhaneti iddia edenler, Viyana Bozgunu sonrası Osmanlı üzerine yürüyen Haçlı Orduları’nın Kaçanik’te zamanın Kırım Hanı olan Hacı Selim Giray Han liderliğindeki askerler tarafından durdurularak darmadağın edildiğini bilmelidirler.

Kırım Kalkınma Vakfı